Sonunda aylardır beklediğim iki meyveden biri nihayet çıktı. Biri çilek, diğeri erik. Maalesef ikisinin de zamanları uzun sürmüyor, keşke aylarca daha bol bol çilek görsem tezgahlarda. Aslında karpuz da listemde her zaman vardır. Ama onun tadıyla çok oynandığını düşünüyorum. Son iki yıldır bal gibi bir dilim karpuz yemedik. Kış meyveleri, çeşit olarak az olduğundan mı yoksa mevsimi hatırlatan karamsarlıklar yüzünden mi bilmem pek tercihim değildir. Ama çilek öyle bir zamanda çıkar ki; tam bahar günleri...Kış geride kalmış...oh...Önümüz yaz...Balkon da oturmak...Evin içinden akşama kadar çıkmayan gün ışığı...
Şimdi pırtlanguçun uyanmasını bekliyorum çileği hüpletmek için. Onsuz boğazımdan geçmedi. Odanın içine bir de güzel güneş vurmuş ki; değme keyfime. Ne hayaller kurarım ben şimdi , ne hayaller... yar yanımda, yaren yanımda...Daha ne olsun be! Sophie'mle oturmuş lakırdı içinde...Daha ne olsun be!